Tibaldi
Fulgor Nocturnus

Bazı kalemler yalnızca yazı yazmak için üretilir.
Bazıları ise yazının ötesine geçer.
Fulgor Nocturnus, bu ikinci türün belki de en uç örneklerinden biridir. Ona bakıldığında ilk hissedilen şey bir kalemden çok, karanlığın içinden çıkan bir ışıltıdır. Derin siyah yüzeyi, üzerine işlenmiş taşlarla birlikte, gecenin içinde saklı bir ihtişamı hatırlatır.
Adı da tam olarak bunu söyler:
Fulgor — parıltı, ihtişam.
Nocturnus — geceye ait olan.
Ve bu kalem gerçekten de gecenin ışıltısını taşır.
Floransalı marka Tibaldi tarafından üretilen bu eşsiz parça, yalnızca bir yazı aracı değil; aynı zamanda matematik, zanaat ve mücevher sanatının birleştiği
bir noktadır. Tasarımında kullanılan oran, rastgele değildir.
Kalemin kapağı ile kapalı halde görünen gövdesi arasındaki
oran, yaklaşık 1.618'dir.
Yani doğada ve sanatta sıkça karşımıza çıkan altın oran.
Bu oran, 13. yüzyıl matematikçisi Fibonacci'nin ortaya koyduğu sayı dizisinin bir yansımasıdır. Tibaldi bu ilişkiyi yalnızca estetik bir tercih olarak değil, bir saygı göstergesi olarak kaleme taşır.
Ama Fulgor Nocturnus'u yalnızca matematikle açıklamak mümkün değildir.
Kalem, gövdesi boyunca yerleştirilmiş 945 siyah elmas ve 123 yakut ile süslenmiştir. Kapağın tepe noktasında yer alan taşlar ve detaylar, onu bir yazı aracından çok, bir mücevher gibi gösterir.
Bu yüzden insan şu soruyu sormadan edemez:
Bu bir kalem midir, yoksa bir sanat eseri mi?
2010 yılında Şanghay'da düzenlenen bir hayır müzayedesinde bu parça yaklaşık 8 milyon dolara satıldı. Bu rakam, onu yalnızca en pahalı kalemlerden biri değil, aynı zamanda koleksiyon dünyasının en nadir objelerinden biri haline getirdi.
Üstelik bu kalemden yalnızca bir adet üretildi.
Bu da onu, yazmak için değil; saklamak, bakmak ve hatırlamak için var olan bir obje yapar.
Belki de bu yüzden Fulgor Nocturnus'a bakarken akla şu düşünce gelir:
Yazı, bazen yalnızca kelimelerle değil,
ışıkla ve karanlıkla da yazılır.
The Ink and Flame
Ateşin hafızası, mürekkebin izi.
